Kocaeli

Otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi sürecinde kamuoyunu aydınlatmak, özelleştirmenin gerçekleşmesi halinde oluşacak kamu zararına dikkat çekmek ve bu özelleştirmeye ve tüm özelleştirmelere karşı tavrımızı ifade etmek üzere buradayız

11.09.2026 11 dk okuma
Otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi sürecinde kamuoyunu aydınlatmak, özelleştirmenin gerçekleşmesi halinde oluşacak kamu zararına dikkat çekmek ve bu özelleştirmeye ve tüm özelleştirmelere karşı tavrımızı ifade etmek üzere buradayız

Değerli dostlar, değerli kurum temsilcileri ...

Değerli dostlar, değerli kurum temsilcileri

Değerli basın emekçileri

5 Eylül 2026 tarihli 11750 sayılı cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Karayolları Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğunda olan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü (Boğaziçi Köprüsü), Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu ve Bursa Çevre Otoyolu (Çağlayan Kavşağı -Yenişehir Kavşağı arası) çevre ve bağlantı yolları ile bunlar üzerinde bulunan bakım ve işletme tesisleri, hizmet tesisleri, ücret toplama merkezleri ve yük aktarma merkezleri gibi diğer mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıklarının, özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, Özelleştirme sözleşmesi süresinin 30 yıl olarak belirlenmesine ve Özelleştirme işlemlerinin 31/12/2031 tarihine kadar tamamlanmasına karar verildi.

Konu kamuoyu gündemine geldikten sonra her zamanki gibi büyük bir tartışmaya yol açtı. Tüm bu tartışmalara rağmen hükümet yetkililerinden konuya ilişkin “sadece gelirlerini özelleştiriyoruz” gibi açıklamalar geldi

Otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi sürecinde kamuoyunu aydınlatmak, özelleştirmenin gerçekleşmesi halinde oluşacak kamu zararına dikkat çekmek ve bu özelleştirmeye ve tüm özelleştirmelere karşı tavrımızı ifade etmek üzere buradayız

Bilindiği gibi Türkiye ücretli geçişli yollar ile 30 Ekim 1973 tarihinde Boğaziçi (15 Temmuz Şehitler Köprüsü) Köprüsü’nün açılmasıyla tanıştı. Cumhuriyetin 50. Yılı vurgusuyla devlet töreni ile açılan köprünün açılışında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel; “Köprünün yapım maliyeti çıkıncaya kadar ücretli olacağını, maliyet çıktıktan sonra ücretsiz olacağını” söylemişti. Geçen 63 yıla rağmen iktidara gelen hiçbir hükümet bu sözü hatırlamadı. Özellikle 80’li yıllarda ANAP hükümetleri döneminde otoyol yapımına hız verilmiş ve bugünkü haline gelmiştir.

Otoyol ve köprülerin ilk açıldığı yıllarda geçiş ücretleri gişelerde manuel olarak toplanıyordu. Bu gişelerde çalıştırılan kamu emekçileri yoğun egzoz gazına ve gürültüye maruz kalıyor. Çok düşük ücretler ile çalıştırılıyordu. Emekçilerin çalışma koşullarının düzeltilmesi, gişe memurlarının sağlıklı koşullarda çalışması ve insanca yaşanacak bir ücret için defalarca eylem yapıldı.

Otoyol ve köprülerde yapılan bu eylemlerin temel taleplerinden birisi de “Otoyol ve Köprüler Ücretsiz Olsun” talebiydi. Yaptığımız eylemlerde bu talep doğrultusunda, hizmet verdiğimiz sürücülerin de eylemimizi büyük oranda destekledikleri çok net hatırlanacaktır.

Ülkemizde 2282 km’si bütçe kaynakları ile, 1514 km’si Kamu-Özel İşbirliği (KOİ) ile tamamlanmış olan toplam 3796 km otoyol bulunmaktadır.

Karayolları Genel Müdürlüğü 2018 yılına kadar düzenli olarak yayınladığı kitapçıkla yetki alanındaki köprü ve otoyollara ilişkin gelir, gider, maliyet bilgilerini de kapsar şekilde her türlü bilgiyi kamuoyu ile paylaşırdı. 2018 yılından bu yana bu bilgiler açıklanmamaktadır.

Ancak bazı bilgilere zor da olsa Karayolları Genel Müdürlüğü’nün farklı yayın ve bütçe verilerinden ulaşmak mümkün.

 

 

 

 

Aşağıdaki veriler 2026 yılı Ocak ayı verileri esas alınarak hesaplanmıştır.

 

Ocak Ayı Geçen Araç Sayısı

Elde Edilen Gelir

2026 Yılı Tahmini Geçiş

2026 Yılı Tahmini Geliri

Mahmutbey - Edirne Otoyolu

8.500

500 Milyon TL

102.000

6 Milyar TL

İstanbul – Ankara Otoyolu

13.000

1 Milyar TL

156.000

12 Milyar TL

Adana Otoyolu

3.000

250 Milyon TL

36.000

3 Milyar TL

Çeşme-İzmir-Aydın Otoyolu

3.500

200 Milyon TL

42.000

2.4 Milyar TL

Mersin Otoyolu

2.700

250 Milyon TL

32.400

3 Milyar TL

FSM Köprüsü

13.000.000

800 Milyon TL

156.000.000

9 Milyar 600 Milyon TL

Boğaziçi Köprüsü

6.000.000

340 Milyon TL

72.000.000

4 Milyar 80 Milyon TL

TOPLAM

19.027.200

3 Milyar 340 Milyon TL

228 Milyon 326 Bin 400

40 Milyar 80 Milyon TL

 

Tablodan anlaşılacağı üzere 2026 Ocak ayında 3.340.000.000 TL gelir elde edilmiştir. Otoyol ve köprü ücretleri sabit bırakılarak ek zam yapılmayacağını varsaysak bile 2026 yılı geliri 40 Milyar TL’nin üzerinde gerçekleşecektir.

Yine Ocak ayı geliri baz alındığında söz konusu otoyol ve köprülerin dolar bazında aylık geliri yaklaşık 70.000.000 dolardır. Yıllık dolar bazında gelir ise yaklaşık 840 Milyon dolar olarak hesaplanmaktadır.

Bu hesaplamalarda otoyollarda bulunan tesislerden elde edilen kira vb. gelirler yoktur. Çünkü bu tesis gelirleri ile ilgili Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından herhangi bir veri paylaşılmamaktadır.

Nüfusu 16 milyonu aşan bir dünya metropolü olan İstanbul’un iki yakasını birleştiren Boğaziçi (15 Temmuz Şehirler Köprüsü) ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri’nden yıllık yaklaşık 230 Milyon araç geçmektedir.  Coğrafi koşullar nedeniyle bu köprülerin bir alternatifi de bulunmamaktadır. İstanbul halkı her gün işlerine, evlerine, okullarına ulaşmak için bu köprüleri kullanmaktadır. Neredeyse hiç alternatifi olmayan bu geçiş güzergahlarının özel sektörün kar hırsına terkedilmesi asla kabul edilemez. İstanbul Boğazında bulunan Boğaziçi ve FSM köprüleri ile KÖİ ile inşa edilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü zaman geçirilmeden ücretsiz hale getirilmelidir.

1990’lı yıllarda zarar eden KİT’lerin satılacağı yalanıyla başlayan özelleştirme uygulamalarıyla yıllar içinde halkın vergileri ile üretilmiş olan varlıklar sermayeye peşkeş çekildi. TÜPRAŞ, Türk Telekom, Demir Çelik İşletmeleri, Elektrik dağıtımı gibi üretim ve hizmet alanları yok pahasına sermayeye peşkeş çekildi. Özellikle iletişim, enerji gibi tekel durumunda olan özelleştirmelerde halk, özelleştirme sonrası daha kalitesiz hizmeti daha pahalıya almak zorunda bırakıldı.

Yukarıda anlatıldığı gibi özelleştirilmesi planlanan köprü ve otoyolların yıllık geliri 840 Milyon dolar civarındadır. 30 yıllık bir devir işlemi yapıldığını varsayarsak elde edilecek gelir 25 milyar doların üzerindedir. Bu gelirlere Otoyollarda bulunan ve açılması planlanan tesislerin gelirleri de eklenmelidir. Ayrıca fizibilite çalışması yapan şirketin saha çalışmaları sırasında edindiğimiz bilgilere göre şu anda ücretsiz olan bazı bağlantı yolları ile şehir geçişlerinin de ücretli hale getirileceğini öğrenmiş bulunmaktayız

Otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi gündeme geldiğinde özelleştirme bedelinin 3.5 Milyar TL civarında olacağı iddia edilmişti. Bu rakam bu işlemin kamuya kaynak yaratmaktan çok sermayeye kaynak aktarmak olduğunu açıkça göstermektedir.

Otoyolların ve köprülerin özelleştirilmesi 2014 yılında yine gündeme geldiğinde dönemin Başbakanı ve şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; “7,5 milyar dolar altındaki fiyatla özelleştirme vatana ihanettir” demişti. Sayın Cumhurbaşkanı’nın vatana ihanet sınırı olan rakamın bile gerçek gelirin neredeyse üçte biri bile etmediğini görmek gerekir.

Müflis tüccar gibi eski defterleri karıştıran iktidar yine gözünü halkın vergileri ile inşa edilen köprü ve otoyollara dikmiştir.

Yüksek geçiş ücretleri, garanti ödemeleri ve özelleştirme “büyük kamu zararı” doğuracaktır

Mevcut köprü ve otoyolların tamamı kamulaştırılmalı ve ulaşım tamamen ücretsiz olmalıdır.

Ücretsiz Ulaşım Haktır.

Cumhuriyet’in birikimlerinin bir bir satıldığı AKP döneminde varlık satışlarından elde edilen gelir 65 milyar doları aştı. Kâr eden varlıklar ‘vitrine’ çıkarıldı. Yurttaş, özelleştirmelerin yarattığı zamlar, artan faturalar ve geçiş ücretleriyle karşı karşıya kaldı.

Özelleştirme kararı Türkiye’nin geleceğini satmaktır.

Özelleştirme, halkın sırtındaki yükü arttırmak demektir.

Özelleştirme hayat pahalılığıdır.

Halkın vergileriyle yapılan kamu varlıkları, bir kez daha sermayeye peşkeş çekilmek isteniyor. Ülkenin tüm kamu birikimleri talan edilmiş, halkın ortak serveti yabancı ve yerli rant çevrelerine sunulmuştur.  İçinde bulunduğumuz derin ekonomik krizden, bu piyasa düzeni sürdürülerek, sermayenin çıkarları korunarak çıkılması asla mümkün değildir.

Bu yağma ve talan düzenini temsil eden rejime karşı emeğe, ülkenin geleceğine ve kamusal varlıklarına sahip çıkmak toplumun tüm kesimleri ile vereceğimiz omuz omuza, birlikte mücadelemizden geçiyor.

Sermayeyi değil halkı düşünüyorsanız

Özelleştirme Kararı Derhal İptal Edilmeli, Otoyol ve Köprüler Ücretsiz Olmalıdır

Özelleştirme Değil Kamulaştırma Yapılmalıdır.

KESK KOCAELİ ŞUBELER PLATFORMU

Paylas: